Sevgiyle liderlik etmek
Sevgililer Günü ve Sevgi Üzerine Düşünceler
Sevgililer Günü, zaman içinde hayatımızda önemli bir yer edinmiş olsa da benimle hep mesafeli bir ilişki içinde oldu. Yaklaştıkça alınan acele hediyeler, artan beklentiler ve tüm gerginlikleri izlemeyi tercih ederim.
Gelişen teknolojiyle birlikte dünya, 14 Şubat’ta sanki her şey kalp şeklini almış gibi gelir. Herkes, bu özel günü nasıl daha anlamlı hale getireceğini tartışır durur. Ancak çoğu zaman yükselen beklentiler, günü istenilen şekilde geçirememe hayal kırıklığıyla son bulur.
Pazarlama stratejileri, sevginin gücünü fark etmiş ve onu “özel gün” olarak kutlamamız için ambalajlamıştır.
Sevgilisi olmayanlar için ise durum daha zordur. 14 Şubat, yalnızlığın daha fazla hissedildiği bir gündür. El ele tutuşan çiftleri görüp iç geçirir, “Yine bir Sevgililer Günü’ne yalnız giriyorum” cümlesi, “Sevilmeyi hak etmiyor muyum?” sorusuna dönüşür.
Asıl sorun, sevgiyi tek bir güne ve kişiye sıkıştırıp bizi esir alan pazarlama anlayışıdır.
Sevgi, insanın en temel ihtiyacıdır. Tek bir güne veya kişiye indirgenemez; işimizi, kariyerimizi, aldığımız kararları ve özsaygımızı derinden etkiler.
Sevgi, herkesin ihtiyacı olan bir duygudur. Kendini sevildiğini hisseden insan daha cesur adımlar atarken, önemsenmediğini düşünen birey daha çekingen olur.
Para, unvan veya şöhret için hırs yapmak, sahte bir güç oluşturur. Gerçek güç, sevginin oluşturduğu ruhsal zekâdır.
Sevgi, iş ilişkilerinden başlayarak tüm yaşamı etkileyen temel bir kavramdır. Sevgiyle yoğrulmuş bir iş ortamı, başarının sırrıdır.
Sevgi, inanmak, güvenmek ve sorumluluk almak demektir. Sevgiyle yönetilen bir ekip, birlik ve beraberlik içinde çalışır.
Sevgiyle liderlik, geleceğe yapılan en güçlü stratejik yatırımdır. İnsanların bir lideri sevgiyle hatırlaması, uzun vadeli bir etki yaratır.
Sevgililer Günü’ne farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak ve sevgiyi yaymak, etrafımızdaki insanlara güç verebilir. İnsan olmanın gereği olan sevgiyi yaşamımızın her anına yaymalı ve sevgi dolu bir hafta geçirmeliyiz.