Merkez Bankası’nda eşyanın sırrını arayış

Merkez Bankası’nda eşyanın sırrını arayış

SERAY ŞAHİNER İSTANBUL – Sanatçı ve tasarımcı Melek Zeynep Bulut, yeni enstalasyonu “Eşyanın Sırrına Dair” (The Living Room Alchemy) ile İngiltere Merkez Bankası Müzesi’nde sanatseverlerin karşısına çıktı. Sanat ve mimarlığın kesişiminde geliştirdiği deneysel mekân müdahaleleriyle tanınan Bulut’un yeni çalışması, ziyaretçiyi merkeze alan yapısıyla algı, mekân ve madde arasındaki ilişkiyi yeniden düşünmeye davet etti.

Dünyanın en büyük altın rezervlerinden birine ev sahipliği yapan İngiltere Merkez Bankası’nın tarihi binasında konumlanan eser, yaklaşık 400 bin altın külçesinin bulunduğu ve mimar Sir John Soane tarafından tasarlanan ikonik yapının kubbesi altında sergilendi.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Gestalt göndermesi

“Eşyanın Sırrına Dair”, tarihi kubbenin mimari karakteriyle diyalog kurarken, Gestalt Algı İlkeleri ile maddeye ilişkin ezoterik bilgi anlayışını aynı zeminde buluşturdu. Eser, insanın dış dünyayı olduğu gibi değil, zihninin oluşturduğu bütünlük üzerinden algıladığı fikrinden hareket ediyor ve yalnızca ziyaretçinin algısında var olan deneyimsel bir sergileme öneriyor. Böylece mimarlık, beden, bilgi ve algı arasındaki ilişkiye yeni bir bakış açısı getiriyor.

Işık, ses ve görüntü kırıcı yüzeylerden oluşan silindirik formdaki enstalasyon, ancak ziyaretçinin katılımıyla tamamlanıyor. İzleyiciyi merkezine alan yapı, yansıtıcı yüzeyler aracılığıyla bedeni sürekli değişen bir illüzyona dönüştürüyor. Ziyaretçiler eserle etkileşime girdikçe görüntüleri ve sesleri anlık olarak dönüşüyor; her deneyim yalnızca o kişiye özgü ve tekrar edilemez bir karşılaşmaya dönüşüyor. Bu yönüyle çalışma, dönüşüm ve sonsuzluk fikrini nesnelerde değil, insan bilinciyle kurulan ilişkide arıyor.

‘Öze ulaşma çabası’

Melek Zeynep Bulut, iki yıldır üzerine çalıştığı projeyi şu sözlerle anlatıyor: “Eser en temele, basite ulaşmaya çalışıyor ve bunu yaparken yok olmayı, bir yansıtıcı olmayı tercih ediyor. Temelde bir silindir, merkeze insanı alıyor ve ışık & ses & görüntü kırıcılar ziyaretçiyi tabir-i caizse büküyor ve formsuzlaştırıyor. Bu da sonsuzluk ve cismi aşma bilgisine bir atıf aynı zamanda yalnızca ziyaretçinin zihninde var olan bir sergileme, her ne varsa ikisi arasında. Elbette tarih boyunca insanoğlu bilgiye çeşitli adlar ve kategoriler vermiş, ancak temelde öz, çekirdek bilgiye ulaşmaya çalışmak çabası ile ilgili her şey. Bu eser ve yerleştirme de bu çabalardan biri.”

Author: Murat Doğan