Fehmi Koru: Simgesel mesajlarla gidilen bir seçim sürecine girildi, yol düz değil, kasislerle dolu

Fehmi Koru*

Ülkemizin en güzel kentlerinden Bursa’dan ne zaman söz etmek gerekse, isminin önünde sıfat olarak ‘yeşil’ sözcüğü kullanılır…

‘Yeşil Bursa’ diye söz ederiz Bursa’dan.

Bursa’nın bir özelliği de, ülkemizde üretilen pek çok otomobil markası ile otomotiv yan sanayiine ev sahipliği yapmasıdır.

Geçen hafta sonu Amedspor’u sahasında ağırlayan Bursa’da, tribünlerde, biri ‘Yeşil’ namıyla maruf tetikçiyi diğeri de vaktiyle faili meçhul cinayetlerde kullanıldığı bilinen ‘beyaz Toros’ diye zihinlere kazınmış bir otomobili temsil eden iki dev pankart açıldı.

Futbol karşılaşması için Bursa’ya gelmiş oyunculara hoş olmayan muameleler de yapıldı.

Otomobil memleketi yeşil Bursa’da ‘beyaz Toros’ ve tetikçi Yeşil…

Bir yönüyle zekice bile bulunabilecek simgeler bunlar…

Tabii o iki simge, ülkemizin karanlık bir döneminin simgeleri olmasaydı…

Diyarbakır’ın spor kulübü Amedspor ilk kez kendi ili dışında bir yerde maç oynamıyor; hiçbir dış saha karşılaşmasında böyle bir muameleye maruz bırakıldığını işitmedik.

Acaba bu olayla ilgili soruyu “Neden Bursa’da?” diye değil de “Neden şimdi?” diye mi sormamız gerekiyor.

“Neden şimdi?” sorusunu sormamızı haklı gösterecek önemli bir süreç yaşanıyor ülkemizde.

Pankartlarla verilen mesaj sırasında, Millet İttifakı liderleri kendi içlerinden birini cumhurbaşkanı adayı olarak belirleme çabasındaydı. Bir yılı aşan bir süre boyunca 6 kişi olarak varlığını sürdürmüş ve o süre boyunca ‘6’lı masa’ olarak anılmış -şimdilerde ise adını ‘Millet İttifakı’ olarak yenilemiş- muhalefet cephesi bir sarsıntı geçirmekteydi.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, maçtan bir gün önce, masayı terk etmiş, diğer beş lideri yalnız başlarına bırakmıştı.

Ayrılma sebebi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmek istenmesiydi.

Tuhaf protestoya sahne olmuş maçtan bir gün sonra yeniden masaya döndü İYİ Parti lideri…

İki olay arasında irtibat kurmayı gerektirecek bir ilişki var mıdır?

Doğrusu bu sorunun cevabını bilmiyorum. Ancak bana yine de, fotoğraflı pankartlarla verilmek istenen mesaj için Bursa’nın seçilmesi kadar, muhalefetin sarsıntı geçirdiği bir zaman diliminde olayın sahnelenmesi de ilginç geliyor.

Tuhaf bulduğum mesajı ‘Yeşil’ ve ‘beyaz Toros’ üzerinden geçen hafta sonu Bursa’da verme girişiminde bulunanların ‘komplocu’ yaklaşımlarına, okurlarımın kafasını daha fazla karıştırarak katkıda bulunmak istemem. Fakat yine de bu kadar tesadüfün kendiliğinden olabileceğini düşünmeyi de akla ziyan bulurum.

Neyse.

Yanlışlıktan dönüldü, Meral Akşener kendisi ve partisinin muhalif cephede bulunmasının bu seçimde gerekli olduğunu sonunda anladı ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığına da onay verdi.

Önemli olan bu.

Kendisi veya konuya yaklaşan başkaları, iki olay arasında irtibat kurmamış olsalar bile, Akşener’in ‘6’lı masa’ya dönmesi, Türkiye’nin karanlık dönemini hatırlatmayı amaçlayan mesaj için Bursa’yı seçenlere bir cevap teşkil ediyor.

Yine de olağanüstü dikkatli olunması gereken 65 günlük bir döneme girildiği akıldan hiç çıkarılmamalı.

Hiç unutulmaması gereken gerçek şu: ‘Yeşil’ ve onunla birlikte bir dönem birkaç ilin sakinlerine dehşet saçmak üzere ‘beyaz Toros’ ile dolaşanlar, kendilerine o görevi verenlerin amaçladıklarının tersine, terörün azmasına sebep olmuşlardı.

Belki de kendilerini görevlendirenlerin amacı da buydu, iddia ettiklerinin aksine…

Kim bilir…

‘Yeşil’ ve ‘beyaz Toros’ isimleri geçtiğinde akla derhal gelen bölge, mayıs ayının tam ortasında yapılması planlanan genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ‘anahtar’ işlevi görecek.

Kamuoyu yoklamalarında iktidar ile muhalefetin muhtemel oy oranları birbirine yakın görünüyor; o bölge halkının oylarını diğer bölge insanlarından daha fazla aktardığı parti durumundaki HDP’nin seçimde takınacağı politik tavır sonucu belirleyebilecek gibi.

İktidarın çıkaracağı cumhurbaşkanı adayı ile Millet İttifakı’nın aday çıkarmayı kararlaştırdığı Kılıçdaroğlu arasında mı geçecek yarışma, yoksa güçlü bir üçüncü aday daha mı olacak yarışta?

HDP’nin adayı?

Başka adaylar da çıkabilir elbette, ancak dikkate alınması gerekebilecek olanların sayısı fazla değil.

Sonuçta HDP de aday çıkarttığı takdirde seçimin ikinci tura kalma ihtimali var.

İkinci tura kalındığında da HDP’li seçmenin oyları için tercih edecekleri kişi ipi göğüslemeye en yakın aday durumunda.

Görüyorsunuz, tablo çok açık: Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı arasında geçeceği şimdiden belli olan seçim yarışında, HDP’nin üçüncü bir adayla yarışa katılıp katılmayacağı, katıması ve seçimin ikinci tura kalması durumunda HDP’li seçmenin oyunu hangi ittifaktan yana kullanacağı belirleyici bir unsur.

Doğal olarak, HDP yönetiminin, genel seçimde kendi listesini başarılı kılmak için çaba gösterirken, cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin adayını tercih etmesi beklenir.

Ancak HDP kendisinin hafife alındığı görüntüsünden rahatsız.

Millet İttifakı’nın belirlediği ismin gerçek anlamda ‘muhalefetin ortak adayı’ olduğuna ikna edilmeyi bekliyor en azından HDP.  

İYİ Parti lideri Meral Akşener’e ‘HDP seçmeni’ kimliğiyle Selahattin Demirtaş’ın cezaevinden yönelttiği şu soruda olduğu gibi:

“Çok güvendiğim HDP yönetiminin kararı hangi yönde olursa benim de oy tercihim aynı yönde olacak, doğal olarak. HDP’li seçmen olarak benim oyumu istiyor musunuz? Benim de oyumla cumhurbaşkanlığı yardımcılığı ve bakanlık koltuklarına oturacağınıza göre beni nasıl ikna etmeyi düşünüyorsunuz?”

Geçtiğimiz aylar Millet İttifakı ile HDP arasında yakınlaşma olmaması için sergilenen gayretlere sahne olmuştu; İYİ Parti’nin açık tavrı o çabanın başarılı olmasını sağladı.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını benimsediğine göre, onun HDP’den gelen görüşme davetine olumlu cevap vermesine ses çıkartmayacak mı İYİ Parti?

İktidar cephesi bu konuyu hiç kuşkusuz sürekli kaşıyacaktır.

“Dikkatli olunması şart” derken, sadece Bursa’da verilen mesajın hafife alınmamasını değil, İYİ Parti’yi bugünkü tutumunu sürdürmede zorlayacak oldu-bittiler konusunda da ihtiyatlı olunmasını kast ediyorum.

Zor ve muhataralı bir döneme girildi.

Sağduyuya en fazla muhtaç olunacak bir dönem.

Masanın bir kez daha sarsılmaya tahammülü olacağını sanmıyorum.

Edip Cansever’in ‘Masa da masaymış ha’ şiirini gel de hatırlama.

Şiir şu:

Masa Da Masaymış Ha

Adam yaşama sevinci içinde

Masaya anahtarlarını koydu

Bakır kâseye çiçekleri koydu

Sütünü yumurtasını koydu

Pencereden gelen ışığı koydu

Bisiklet sesini çıkrık sesini

Ekmeğin havanın yumuşaklığını koydu

Adam masaya

Aklında olup bitenleri koydu

Ne yapmak istiyordu hayatta

İşte onu koydu

Kimi seviyordu kimi sevmiyordu

Adam masaya onları da koydu

Üç kere üç dokuz ederdi

Adam koydu masaya dokuzu

Pencere yanındaydı gökyüzü yanında

Uzandı masaya sonsuzu koydu

Bir bira içmek istiyordu kaç gündür

Masaya biranın dökülüşünü koydu

Uykusunu koydu uyanıklığını koydu

Tokluğunu açlığını koydu.

Masa da masaymış ha

Bana mısın demedi bu kadar yüke

Bir iki sallandı durdu

Adam ha babam koyuyordu.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*