Fars Dünyası: Körfez’de ısınan sular, esir takası, Şah Çerağ saldırısı

Bir yandan Basra Körfezi sularında güvenlikleştirme politikası izleyen ve Suudi Arabistan veliaht prensi Muhammed bin Selman’a göz kırparak ‘yalnız değilsin, ben buradayım’ mesajı veren ABD, diğer yandan İran’ı nükleer müzakere masasına oturtmaya çalışıyor. Daha doğrusu zaten masada olan İran’ın ağzına ‘esir takası’ anlaşmasıyla bir parmak bal çalıyor. Anlaşma, İran’da haksız yere tutulan mahkûmların ailelerine yeniden kavuşmasını ve bir miktar ekonomik gevşeme yaşanmasını sağlayacak olsa da ABD ile yaşanan çatışmanın çözümüne etki edemeyecek kadar zayıf, sınırlı ve istikrarsız bir düzenleme olarak görülüyor. İran ise nükleer anlaşma konusunda ABD’nin verdiği tavizler karşısında ılımlı davranmaya gayret gösteriyor.

Öte yandan, İran Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan, Tokyo ziyaretini Hiroşima ve Nagazaki saldırılarının yıl dönümlerine denk getirerek ABD’ye mesaj veriyor. Barışçıl hava, Suud cephesinde de karşılık buluyor ve Meşhed’de Suudi Arabistan Başkonsolosluğu faaliyetlerine başlıyor.

İşte haftanın öne çıkan başlıkları…

ABD, Körfez’deki varlığını artırıyor

Hürmüz Boğazı’ndan nisan ayından bu yana İran ile ABD arasında süregelen ‘tanker krizi’ tırmanıyor. İran, 2019’dan bu yana Nükleer Anlaşma’ya ilişkin müzakereler konusunda Batı’ya baskı yapma çabalarının bir parçası olarak Basra Körfezi’nin dar ağzı olan boğazda bir dizi gemiye el koydu. ABD Savunma Bakanlığı İran’ın Hürmüz Boğazı’nda serbest deniz ticaretini tehdit etme girişimlerine karşılık bölgedeki askeri varlığını güçlendireceğini açıkladı. Ancak son iddialar önümüzdeki günlerde körfezdeki gerilimin daha da artacağını gösteriyor.

Geçtiğimiz hafta İran Devrim Muhafızları Ordusu Donanması; Savunma Bakanlığı, İran Havacılık ve Uzay Sanayi Kurumu, Havacılık Endüstrileri Organizasyonu, Deniz Endüstrileri Örgütü, Elektronik Endüstrileri Teşkilatı ve Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri’ne teknik destek ve enformasyon sağlayan bazı özel iştirakler tarafından geliştirilmiş 300 ila 1000 kilometre menzilli çeşitli tiplerde füzeleri envanterine kattığını duyurmuştu. Bu açıklama, ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere silahlı denizciler yerleştirebileceğine dair iddiaların ardından geldi.

Fars Haber Ajansı (FHA), geçen pazartesi günü “İran’ın yakınında kaç Amerikan askeri var?” başlığıyla yayınladığı haberinde, Associated Press’in (AP) ABD ordusunun Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere silahlı kuvvet konuşlandırmayı düşündüğünü iddia ettiği haberine yer verdi. Buna göre, ABD Donanması’na ait USS Bataan savaş gemisi ve 26’ncı Deniz Seferi Birimi bünyesindeki 2 bin 500 denizci, 10 Temmuz’da Virginia’dan Fars/Basra Körfezi’ne doğru yola çıktı. Bu gruba diğer iki savaş gemisi, USS Mesa Verde ve USS Carter Hall eşlik etti. 18 Temmuz’da USS Thomas Hudner savaş gemisinin de Kızıldeniz’den Fars/Basra Körfezi’ne gönderileceği açıklandı.

“Amerikan Donanması’nın Körfez’e konuşlandırılması, ABD’nin Çin ve Rusya’ya odaklanmak istediği bir zamanda gerçekleşiyor. Yani, Washington bir kez daha görüyor ki, Ortadoğu’ya askeri olarak girmek kolay da ancak oradan tamamen çıkmak zor.”

Elbette söz konusu iddianın ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü tarafından doğrulanmadığını da belirtmek gerekiyor. FHA, haberin başlığına istinaden ABD’nin İran’ın yakınındaki ülkelerde bulunan ABD askerlerinin sayısını verdi. ABD Barış Enstitüsü (USIP) olarak bilinen düşünce kuruluşunun (doğrulanmamış) verilerine göre, Türkiye’de 2 bin 500, Irak’ta 2 bin 500, Suriye’de 500, Ürdün’de 3 bin, Kuveyt’te 13 bin 500, Bahreyn’de 5 bin, Katar’da 8 bin, Suudi Arabistan’da 2 bin 700, Umman’da 600 ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) 3 bin 500 ABD askeri bulunuyor.

FHA haberinde, Suudi Arabistan’ın İsrail ile ilişkileri normalleştirmeyi kabul etmek için ABD ile bir güvenlik anlaşması talep ettiğini iddia eden Trita Parsi’nin son makalesine de yer verdi. Parsi’ye göre, ABD Başkanı Joe Biden, Ortadoğu’dan çekilmediğini ve Muhammed Bin Salman’a Suudi Arabistan’ı savunma konusunda istekli olduğunu göstermek istiyor olabilir.

ABD’ye yanıt olarak İran Silahlı Kuvvetleri temmuz ayının sonlarında ve ağustos ayının ilk haftası iki askeri tatbikat gerçekleştirdi. Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, ABD’nin politikasının bir yandan ‘haydut yetiştirmek’ bir yandan da ‘istikrarsızlıktan üçüncü ülkeleri sorumlu tutarak bu bahaneyle sulardaki varlığını kabul ettirmeye’ çalışmakla suçladı. (Fars Haber Ajansı, 7 Ağustos)

ABD ile Esir Takası

ABD eski başkanı Donald Trump’ın 2015 yılında nükleer anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmesi ve İran’a ‘maksimum baskı’ stratejisiyle ‘yıpratıcı yaptırımlar’ uygulaması iki ülke arasındaki iplerin iyice gerilmesine ve bir dizi insansız hava aracı (İHA) / füze saldırısının, yüksek profilli suikastların ve siber saldırıya varan çatışmaların yaşanmasına neden oldu. Anlaşmanın dışına çıkarak yüksek oranda uranyum zenginleştirmeye devam eden İran, şimdilerde ABD’nin Ortadoğu’da nükleer silahlanma yarışına ilişkin korkularının tetiklemiş gibi görünüyor.

Esir takası anlaşması, ABD’nin Basra Körfezi’ne asker göndermesi ve İran’ın petrol tankerlerine el koymasını engellemek için İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana kullanmadığı bir taktik olan ticari gemilere asker yerleştirme seçeneğini değerlendirdiğini bildirilmesi üzerine umut verici bir gelişme olarak görülüyor.
Taraflar arasındaki anlaşmaya göre, Biden yönetiminin İran petrolünün Güney Kore’de satışından elde edilen ve yaptırımlar çerçevesinde dondurulan 6 milyar dolarlık varlığı serbest bırakılacak. Bunun karşılığında Evin Hapishanesi’nde ‘casusluk’ suçlamasıyla tutulan beş çift uyruklu İran-ABD vatandaşı (Siyamek Namazi, İmad Şarki, Murad Tahbaz, biri kadın olduğu belirtilen ve kimliği belirsiz iki kişi) ülkelerine dönebilecek.

Tesnim Haber Ajansı, paranın Katar’daki bir hesaba aktarılacağını iddia etti. Ayrıca doğrulanmamış kaynaklardan alınan bilgilere göre, görüşmeler yüz yüze gerçekleşmedi, Katarlı yetkililer iki ülke arasında ‘mekik diplomasisi’ yürüttü. Ancak, mal varlığının Katarlı bir hesaba aktarılacağı iddiası, nükleer müzakere ekibinin danışmanı ve fiilen sözcüsü olan Seyid Muhammed Mirandi tarafından yalanlandı.

ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, bu beş kişinin serbest bırakılacağı haberini teyit ederken, bunu olumlu bir adım olarak değerlendirdi ve bir an önce evlerine dönmelerini umduklarını dile getirdi. ABD’nin eski başkan yardımcısı Mike Pence, “Tutsaklarımızın serbest bırakılmasından memnun olsam da Amerikan halkı bilmeli ki, Biden İran’a ülke tarihinin en büyük fidyesini verdi” şeklinde konuştu. (Şark Gazetesi, 11 Ağustos)

Suudi Arabistan’da Meşhed Başkonsolosluğu yeniden açıldı

Tesnim Haber Ajansı’nın dış politika ofisine göre Al Arabiya TV kanalı, Suudi Arabistan’ın Meşhed’deki Başkonsolosluğu’nun yeniden açıldığını duyurdu. Suudi Arabistan Başkonsolosluğu Meşhed’deki Meysag Otel’de geçici olarak faaliyet gösteriyor ve bundan sonra Başkonsolosluk binasına taşınacak. İran İslam Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan arasında yapılan anlaşmaya göre, İran İslam Cumhuriyeti’nin başkent Riyad’daki büyükelçiliği, yedi yıl aradan sonra 6 Haziran’da bazı İranlı ve Suudi yetkililerin katılımıyla resmen yeniden açılmıştı. (Tesnim Haber Ajansı, 13 Ağustos)

Japonya’ya anlamlı ziyaret

ISNA’nın haberine göre, Japon yetkililerle görüşmek üzere Tokyo’ya giden İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Emir Abdullahiyan, 7 Ağustos’ta Japon mevkidaşı Yoshimasa Hayashi ile bir araya geldi. Taraflar ikili ilişkilerin geleceği, bölgesel sorunlar ve uluslararası gelişmeler hakkında fikir alışverişinde bulundu.

Burada dikkat çekense ziyaretin tarihi oldu. Ziyaret, ABD’nin 1945 yılında Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atarak büyük bir insani felakete yol açtığı saldırının sene-i devriyesine denk getirildi.

Hiroşima’da ölenlerin anısına düzenlenecek törene katılmak üzere, İran-Irak Savaşı’ndaki Saddam yönetiminin kullanmış olduğu kimyasal silahlardan etkilenenleri temsilen Tahran Barış Müzesi’nden bir heyet de ziyareti sırasında Abdullahiyan’a eşlik etti. (İSNA, 7 Ağustos)

Şeh Çerağ Türbesi’ne ikinci saldırı

13 Ağustos Pazar akşamı Şiraz’daki Şah Çerağ Türbesi’ne saldırı gerçekleştirildi. Bab El Mehdi üzerinden türbeye girmeye çalışan iki saldırgandan biri gözaltına alındı ve müşahede altında hastaneye kaldırıldı. Sekiz şarjör taşıyan, uzun namlulu silahlı saldırganlardan biri, türbedârlar ve güvenlik güçleri tarafından etkisiz hale getirildi. Saldırıdan sonra Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi, Fars eyaleti Başsavcısı Kazım Musevi ve Fars Eyaleti Valisi soruşturmanın ivedilikle başlatıldığına yönelik açıklamalarda bulundu. Şimdiye kadar alınan bilgilere göre, saldırıda iki kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda vatandaş yaralandı.

Bu, son aylarda Şah Çerağ Türbesi’ne düzenlenen ikinci terör saldırısı oldu. 13 kişin hayatını kaybettiği ve 25 kişinin yaralandığı ekim ayındaki saldırıdan sonra IŞİD bağlantılı iki kişi hakkında idam kararı çıkmış, bu kişiler geçtiğimiz ay infaz edilmişlerdi. (Tesnim Haber Ajansı & Mehr Haber Ajansı, 13 Ağustos)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir